بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
-
وَالصَّٓافَّاتِ صَفاًّۙ ١
-
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراًۙ ٢
-
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراًۙ ٣
-
اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ٤
-
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ٥
5. ayetMeali göster (1–5. ayetler)
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
-
اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ ٦
6. ayetMeali göster
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
-
وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ٧
7. ayetMeali göster
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
-
لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ٨
-
دُحُوراً وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ٩
9. ayetMeali göster (8–9. ayetler)
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
-
اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ١٠
10. ayetMeali göster
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.
-
فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ ١١
11. ayetMeali göster
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
-
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ ١٢
12. ayetMeali göster
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
-
وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ ١٣
13. ayetMeali göster
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
-
وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ ١٤
14. ayetMeali göster
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
-
وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ١٥
-
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ١٦
-
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ ١٧
17. ayetMeali göster (15–17. ayetler)
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
-
قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ ١٨
18. ayetMeali göster
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
-
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ ١٩
19. ayetMeali göster
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
-
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ ٢٠
20. ayetMeali göster
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
-
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ ٢١
21. ayetMeali göster
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
-
اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ٢٢
-
مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ ٢٣
23. ayetMeali göster (22–23. ayetler)
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
-
وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ ٢٤
24. ayetMeali göster
"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
-
مَا لَـكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ٢٥
25. ayetMeali göster
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
-
بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ٢٦
26. ayetMeali göster
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.
-
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٢٧
27. ayetMeali göster
Birbirlerine dönüp soruşurlar.
-
قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ ٢٨
28. ayetMeali göster
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
-
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ ٢٩
29. ayetMeali göster
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."
-
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغ۪ينَ ٣٠
30. ayetMeali göster
"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."
-
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ ٣١
31. ayetMeali göster
"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."
-
فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ ٣٢
32. ayetMeali göster
"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
-
فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ٣٣
33. ayetMeali göster
O gün hepsi azabda birleşirler.
-
اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ٣٤
34. ayetMeali göster
Doğrusu suçlulara böyle yaparız.
-
اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ ٣٥
35. ayetMeali göster
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
-
وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ ٣٦
36. ayetMeali göster
"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.
-
بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ ٣٧
37. ayetMeali göster
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.
-
اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ ٣٨
38. ayetMeali göster
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.
-
وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ ٣٩
39. ayetMeali göster
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.
-
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ٤٠
40. ayetMeali göster
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.
-
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ ٤١
-
فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ ٤٢
-
ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ ٤٣
-
عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ ٤٤
44. ayetMeali göster (41–44. ayetler)
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
-
يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ ٤٥
-
بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ ٤٦
-
لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ ٤٧
47. ayetMeali göster (45–47. ayetler)
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
-
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ ٤٨
-
كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ ٤٩
49. ayetMeali göster (48–49. ayetler)
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
-
فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٥٠
50. ayetMeali göster
Birbirlerine dönüp sorarlar:
-
قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ ٥١
-
يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ ٥٢
-
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ ٥٣
53. ayetMeali göster (51–53. ayetler)
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
-
قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ ٥٤
54. ayetMeali göster
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
-
فَاطَّـلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ ٥٥
55. ayetMeali göster
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
-
قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ ٥٦
56. ayetMeali göster
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
-
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ ٥٧
57. ayetMeali göster
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
-
اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ ٥٨
-
اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ٥٩
59. ayetMeali göster (58–59. ayetler)
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
-
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ٦٠
60. ayetMeali göster
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
-
لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ ٦١
61. ayetMeali göster
Çalışanlar bunun için çalışsın.
-
اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلاً اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ ٦٢
62. ayetMeali göster
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
-
اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ ٦٣
63. ayetMeali göster
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.
-
اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ ٦٤
64. ayetMeali göster
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
-
طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ ٦٥
65. ayetMeali göster
Tomurcukları şeytan başı gibidir.
-
فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ ٦٦
66. ayetMeali göster
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
-
ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْباً مِنْ حَم۪يمٍۚ ٦٧
67. ayetMeali göster
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
-
ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ ٦٨
68. ayetMeali göster
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
-
اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ ٦٩
69. ayetMeali göster
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
-
فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ ٧٠
70. ayetMeali göster
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
-
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ ٧١
71. ayetMeali göster
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
-
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ ٧٢
72. ayetMeali göster
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
-
فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ ٧٣
73. ayetMeali göster
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
-
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟ ٧٤
74. ayetMeali göster
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
-
وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ ٧٥
75. ayetMeali göster
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
-
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ ٧٦
76. ayetMeali göster
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
-
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ ٧٧
77. ayetMeali göster
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
-
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ ٧٨
-
سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ ٧٩
79. ayetMeali göster (78–79. ayetler)
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
-
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ٨٠
80. ayetMeali göster
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
-
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ٨١
81. ayetMeali göster
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.
-
ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ ٨٢
82. ayetMeali göster
Sonra, diğerlerini suda boğduk.
-
وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ ٨٣
83. ayetMeali göster
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.
-
اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ ٨٤
84. ayetMeali göster
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.
-
اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ ٨٥
85. ayetMeali göster
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"
-
اَئِفْكاً اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ ٨٦
86. ayetMeali göster
"Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"
-
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٨٧
87. ayetMeali göster
"Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"
-
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ ٨٨
-
فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ ٨٩
89. ayetMeali göster (88–89. ayetler)
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
-
فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ ٩٠
90. ayetMeali göster
Onu bırakıp gittiler.
-
فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ ٩١
-
مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ ٩٢
92. ayetMeali göster (91–92. ayetler)
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
-
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْباً بِالْيَم۪ينِ ٩٣
93. ayetMeali göster
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.
-
فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ ٩٤
94. ayetMeali göster
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.
-
قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ ٩٥
-
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ٩٦
96. ayetMeali göster (95–96. ayetler)
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
-
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَاناً فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ ٩٧
97. ayetMeali göster
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
-
فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْداً فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ ٩٨
98. ayetMeali göster
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.
-
وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ ٩٩
99. ayetMeali göster
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
-
رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ ١٠٠
100. ayetMeali göster
"Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
-
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ ١٠١
101. ayetMeali göster
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
-
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ ١٠٢
102. ayetMeali göster
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
-
فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ ١٠٣
-
وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ ١٠٤
-
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ١٠٥
105. ayetMeali göster (103–105. ayetler)
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
-
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُب۪ينُ ١٠٦
106. ayetMeali göster
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
-
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ ١٠٧
107. ayetMeali göster
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
-
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ١٠٨
-
سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ ١٠٩
109. ayetMeali göster (108–109. ayetler)
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
-
كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ١١٠
110. ayetMeali göster
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
-
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ١١١
111. ayetMeali göster
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.
-
وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ١١٢
112. ayetMeali göster
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.
-
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟ ١١٣
113. ayetMeali göster
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.
-
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ ١١٤
114. ayetMeali göster
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
-
وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ ١١٥
115. ayetMeali göster
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
-
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ ١١٦
116. ayetMeali göster
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
-
وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ ١١٧
117. ayetMeali göster
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
-
وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ ١١٨
118. ayetMeali göster
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
-
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ ١١٩
-
سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ ١٢٠
120. ayetMeali göster (119–120. ayetler)
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
-
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ١٢١
121. ayetMeali göster
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.
-
اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ١٢٢
122. ayetMeali göster
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.
-
وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ١٢٣
123. ayetMeali göster
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.
-
اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ ١٢٤
-
اَتَدْعُونَ بَعْلاً وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ ١٢٥
-
اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ١٢٦
126. ayetMeali göster (124–126. ayetler)
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
-
فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ١٢٧
-
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ١٢٨
128. ayetMeali göster (127–128. ayetler)
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
-
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ١٢٩
-
سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْيَاس۪ينَ ١٣٠
130. ayetMeali göster (129–130. ayetler)
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
-
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ١٣١
131. ayetMeali göster
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
-
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ١٣٢
132. ayetMeali göster
O, inanmış kullarımızdandı.
-
وَاِنَّ لُوطاً لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ١٣٣
133. ayetMeali göster
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
-
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ ١٣٤
-
اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِر۪ينَ ١٣٥
135. ayetMeali göster (134–135. ayetler)
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
-
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ ١٣٦
136. ayetMeali göster
Sonra diğerlerini yok etmiştik.
-
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ ١٣٧
-
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ١٣٨
138. ayetMeali göster (137–138. ayetler)
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
-
وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ١٣٩
139. ayetMeali göster
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
-
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ١٤٠
140. ayetMeali göster
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
-
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ ١٤١
141. ayetMeali göster
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
-
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ ١٤٢
142. ayetMeali göster
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
-
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ ١٤٣
-
لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ١٤٤
144. ayetMeali göster (143–144. ayetler)
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
-
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ ١٤٥
145. ayetMeali göster
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
-
وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ ١٤٦
146. ayetMeali göster
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
-
وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ ١٤٧
147. ayetMeali göster
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
-
فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ ١٤٨
148. ayetMeali göster
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
-
فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ ١٤٩
149. ayetMeali göster
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
-
اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثاً وَهُمْ شَاهِدُونَ ١٥٠
150. ayetMeali göster
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?
-
اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ ١٥١
-
وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ١٥٢
152. ayetMeali göster (151–152. ayetler)
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
-
اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ ١٥٣
153. ayetMeali göster
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?
-
مَا لَـكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ١٥٤
154. ayetMeali göster
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
-
اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ ١٥٥
155. ayetMeali göster
Hiç düşünmez misiniz?
-
اَمْ لَـكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ ١٥٦
156. ayetMeali göster
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?
-
فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ١٥٧
157. ayetMeali göster
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.
-
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَباًۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ١٥٨
158. ayetMeali göster
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
-
سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ ١٥٩
159. ayetMeali göster
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
-
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ١٦٠
160. ayetMeali göster
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.
-
فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ ١٦١
-
مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ ١٦٢
-
اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ ١٦٣
163. ayetMeali göster (161–163. ayetler)
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
-
وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ ١٦٤
-
وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ ١٦٥
-
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ ١٦٦
166. ayetMeali göster (164–166. ayetler)
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
-
وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ ١٦٧
-
لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْراً مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ ١٦٨
-
لَـكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ١٦٩
169. ayetMeali göster (167–169. ayetler)
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
-
فَـكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ١٧٠
170. ayetMeali göster
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
-
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ ١٧١
171. ayetMeali göster
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
-
اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ ١٧٢
172. ayetMeali göster
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
-
وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ ١٧٣
173. ayetMeali göster
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
-
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ١٧٤
174. ayetMeali göster
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
-
وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٥
175. ayetMeali göster
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
-
اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ١٧٦
176. ayetMeali göster
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
-
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ ١٧٧
177. ayetMeali göster
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
-
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ ١٧٨
178. ayetMeali göster
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
-
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٩
179. ayetMeali göster
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
-
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ ١٨٠
180. ayetMeali göster
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
-
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ ١٨١
181. ayetMeali göster
Ve selam, peygamberleredir.
-
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ١٨٢
182. ayetMeali göster
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.