بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
-
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ ١
-
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ ٢
-
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ ٣
-
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ ٤
-
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ ٥
-
عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ ٦
-
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ ٧
7. ayetMeali göster (1–7. ayetler)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
-
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ ٨
8. ayetMeali göster
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
-
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ ٩
9. ayetMeali göster
Gök yarıldığı zaman,
-
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ ١٠
10. ayetMeali göster
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
-
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ ١١
11. ayetMeali göster
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
-
لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ ١٢
12. ayetMeali göster
Bu, hangi güne bırakılmıştı?
-
لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ ١٣
13. ayetMeali göster
Hüküm gününe bırakılmıştı.
-
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ ١٤
14. ayetMeali göster
Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ١٥
15. ayetMeali göster
O gün yalanlamış olanların vay haline!
-
اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ ١٦
-
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ ١٧
17. ayetMeali göster (16–17. ayetler)
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
-
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ١٨
18. ayetMeali göster
Suçlulara böyle yaparız.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ١٩
19. ayetMeali göster
O gün, yalanlamış olanların vay haline!.
-
اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ ٢٠
-
فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ ٢١
-
اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ ٢٢
22. ayetMeali göster (20–22. ayetler)
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
-
فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ ٢٣
23. ayetMeali göster
Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٢٤
24. ayetMeali göster
O gün yalanlamış olanların vay haline!
-
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ ٢٥
-
اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتاًۙ ٢٦
26. ayetMeali göster (25–26. ayetler)
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
-
وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ ٢٧
27. ayetMeali göster
Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٢٨
28. ayetMeali göster
Yalanlamış olanların vay o gün haline!
-
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ ٢٩
29. ayetMeali göster
İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
-
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ ٣٠
-
لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ ٣١
31. ayetMeali göster (30–31. ayetler)
"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
-
اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ ٣٢
-
كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ ٣٣
33. ayetMeali göster (32–33. ayetler)
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٣٤
34. ayetMeali göster
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
-
هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ ٣٥
35. ayetMeali göster
Bu, onların konuşamayacakları gündür.
-
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ٣٦
36. ayetMeali göster
Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٣٧
37. ayetMeali göster
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
-
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ ٣٨
38. ayetMeali göster
"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."
-
فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ ٣٩
39. ayetMeali göster
"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟ ٤٠
40. ayetMeali göster
Yalanlamış olanların o gün vay haline!.
-
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ ٤١
41. ayetMeali göster
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
-
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ ٤٢
42. ayetMeali göster
Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.
-
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٤٣
43. ayetMeali göster
Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
-
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ٤٤
44. ayetMeali göster
Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٥
45. ayetMeali göster
O gün yalanlamış olanların vay haline
-
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ ٤٦
46. ayetMeali göster
Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٧
47. ayetMeali göster
O gün yalanlamış olanların vay haline!
-
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ ٤٨
48. ayetMeali göster
Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٩
49. ayetMeali göster
O gün yalanlamış olanların vay haline!
-
فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ ٥٠
50. ayetMeali göster
Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?